top of page
  • Yazarın fotoğrafıErsin Demirci

HIV (AIDS) NEDİR?

Güncelleme tarihi: 24 Eyl 2021

Giriş;

“Aquired Immune Deficiency Syndrome” (AIDS), ilk olarak daha önce bilinen herhangi bir

hastalığı olmayan bir grup eşcinsel erkekte 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri

(ABD)’nde tanımlanmıştır. Bu hastalığın etkeninin bir virus olduğu 1983-1984 yılında

saptanmıştır. Bu virus temel olarak CD4+ T lenfositi (kısaca CD4 hücresi) denen hücreleri

yok ederek bağışıklık sistemini baskılamaktadır.


AIDS NASIL BİR HASTALIKTIR?

AIDS, “Acquired Immune Deficiency Syndrome” (Kazanılmış Bağışıklık Yetersizliği

Sendromu)’un kısaltmasıdır. AIDS, HIV olarak kısaltılan “Human Immunodeficiency

Virus” (İnsan Bağışıklık Yetersizliği Virusu) virusun neden olduğu bir hastalıktır. Hastalık,

HIV/AIDS kısaltması kullanılarak da gösterilmektedir. HIV’in vücudun bağışıklık sistemini

zayıflatması sonucunda ağır infeksiyonlar ve kanserler ortaya çıkabilir.



HIV NASIL BULAŞIR?

HIV’i taşıyan (HIV-pozitif, HIV ile infekte) bireylerin vücut sıvılarının, bu virusu taşımayan

bireylerin vücuduna girmesiyle, HIV insandan insana bulaşmaktadır. Virus, HIV-pozitif

bireylerin kan, sperm, vagina salgısı ve anne sütünde bulunur. HIV, virus taşımayan bir

kişinin vücuduna, damar yoluyla (virusla kirlenmiş bir şırınganın damara girmesi, ortak

şırıngayla damar içi uyuşturucu madde kullanımı vb.), anüs, rektum, vagina, penis, ağız, göz

ve burun gibi organların mukozalarından ya da derideki kesik ve çatlaklardan girebilir.


HIV’in Bulaştığı Durumlar

• Cinsel ilişki,

• Kan bulaşması,

• Anneden bebeğe bulaşma,

• İnfekte organ ve doku nakli yoluyla olur.


* Bulaşma yolarını tek tek inceleyelim:

Cinsel ilişkiyle bulaşma: Tüm HIV bulaşmalarının % 80-85’i korunmasız cinsel ilişki

yoluyla olmaktadır. Virus, HIV-pozitif erkeğin sperminde, kadının ise vagina salgısında

bulunur ve cinsel ilişki sırasında bütünlüğü bozulmuş vagina, penis, anüs veya ağız

mukozalarından vücuda girer. Korunmasız cinsel ilişkisi olan bireyler arasında (erkekten

kadına, kadından erkeğe, erkekten erkeğe veya kadından kadına) bulaşabilir. HIV-pozitif bir

kişiyle korunmasız olarak girilen tek bir cinsel ilişki bile bulaşma riski taşır. Korunmasız

cinsel ilişki sayısı arttıkça bulaşma riski de artar.

Kan yoluyla bulaşma: Virus, HIV-pozitif bireylerin kanında bulunur. Virus taşıyan kan ve

pıhtılaşma faktörlerinin nakliyle sağlıklı bireylere bulaşır. Ülkemizde 1987 yılından beri tüm

kan bağışçıları HIV açısından taranmaktadır. Bu nedenle kan ve kan ürünleriyle bulaşma

oldukça nadirdir. Kan yoluyla bulaşma, daha çok infekte hastaların kanıyla kirlenmiş aletlerle

yaralanma veya infekte kanın deri veya mukozalarla teması sonucunda; özellikle de sağlık

çalışanları için söz konusu olmaktadır.

* Virusu taşıyan bir bireyde kullanılmış ve sterilize edilmeden bir başka kişide yeniden

kullanılan şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliğinde kullanılan aletler, dövme, “piercing”

ve akupunktür gereçleri aracılığıyla bulaşma olabilir. Ortaklaşa kullanılan jilet, makas ve

tırnak makası gibi kesici ve delici aletler de kişiden kişiye bulaşmaya aracılık edebilir.

* HIV-pozitif erkek ve kadının cinsel organlarındaki kanamaların veya âdet kanının penise,

vaginaya veya ağza temas etmesiyle de bulaşma olabilir.

* Damar içi madde bağımlılarınca kullanılan şırınga ve iğnelerin veya uyuşturucu madde

eritilen kaşıkların paylaşılması da bulaşmaya neden olmaktadır.

* Anneden bebeğine bulaşma: HIV-pozitif olan bir anne, virusu bebeğine gebelik sürecinde,

doğum veya emzirme sırasında bulaştırabilir.


HIV’nin Bulaşmadığı Durumlar

HIV, günlük yaşamda, virusu taşıyan bireylerle aynı odada bulunmakla, aynı okulda

okumakla, aynı havayı solumakla bulaşmaz ve sağlam deriden geçmez. Sağlam ve sağlıklı

deri, HIV için mükemmel bir engeldir.

Aşağıdakiler HIV bulaşmasına neden olmaz:

• Aksırık, öksürük

• Tükürük, gözyaşı, ter, idrar, dışkı gibi vücut çıkartıları

• Tokalaşma, el ele tutuşma, sarılma, deriye dokunma, okşama, kucaklama, öpme

• Aynı kaptan yemek yeme, aynı bardaktan içecek tüketme, ortak çatal, kaşık,

bardak, tabak, telefon kullanma

• Aynı tuvaleti, duş ve musluğu kullanma

• Aynı yüzme havuzunda yüzmek, deniz, sauna, hamam gibi ortak alanları

kullanma ve ortak kullanılan havlu

• Sivrisinek ve benzeri böcek sokması


HIV'E ENFEKTE OLAN BİREY NASIL SEMPTOM GÖSTERİR

HIV bulaşması sonrasında yıllarca hiçbir belirti görülmeyebilir. Virusun vücuda giriş şekli

hastalığın ilerlemesinin hızında değişikliğe neden olabilir. Örneğin, kişiye kan yoluyla virus

bulaştıysa ve o kandaki mikrobun sayısı yüksekse, belirtilerin ortaya çıktığı AIDS dönemi

daha erken başlayabilir. Bunun dışında cinsel ilişkiyle bulaşma olması, bulaştıran kişinin

vücudundaki hastalığın durumu, mikrobun sayısı ve cinsel ilişki sırasında herhangi bir

kanamanın olmasıyla yakından ilişkilidir. Virus, vücuda girdikten sonra çoğalmaya başlar.

Aylar ve yıllarca çoğalma farklı hızlarda devam eder ve bunun sonucunda da birtakım

belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Bu belirtiler çok belirgin olmayabilir ve kişinin günlük

yaşamını etkilemez. Aralıklı olan ishaller, ağızda beyaz plaklar, halsizlik, sık hasta olma,

bunlar arasında sayılabilir. Hastalığın ilerlemesi sonucunda hızlı ve istem dışı kilo kaybetme,

halsizlik, uzun süren ve tekrarlayan ateş, gece terlemesi, uzun süren ishal, ağız içinde beyaz

nokta veya plakların oluşması, zatürre görülmesi ve uzun sürmesi, vücudun değişik yerlerinde

kırmızı, pembe veya mor lekeler çıkması, unutkanlık gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

HIV’in saptanmasında erken başvuru önemlidir. Çünkü hem kişinin hastalığı ilerlemeden

uygun tedavinin başlanması hem de kişinin hastalığı diğer kişilere bulaştırmasının

önlenmesini sağlar. Bu nedenle özellikle bazı durumlarda HIV testi yapılması gerekmektedir.


HIV Testi Yapılması Gereken Durumlar

• Korunmasız cinsel ilişki

• Damar içi ilaç bağımlılığı ve ortak şırınga kullanımı

• HIV-pozitif kişinin cinsel partneri olmak

• HIV’in görülme oranı yüksek olan ülkeden olmak

• HIV’in yüksek oranda görüldüğü bölgelere seyahat etmiş ya da orada yaşamış olmak

• Temas öyküsü

• Gebeler (en erken dönemde)

• Cinsel saldırıya maruz kalma

• Evlilik öncesi (gönüllülük esasına dayanmalı)

• Tüberküloz, cinsel yolla bulaşan infeksiyon tanısı konmuş kişiler

• Kişinin isteği


AIDS BELİRTİSİNE GÖRSEL;


HIV HANGİ ORGANLARDA HASTALIK YAPAR?


HIV’in bağışıklık sisteminde oluşturduğu yıkım nedeniyle, bu virusla infekte olmuş kişilerde

fırsatçı infeksiyonlar ve kanserler ortaya çıkmaktadır. Tedavi edilmemiş HIV infeksiyonu üç

evrede seyreder ve 2-15 yılda son evre olan AIDS dönemine ilerler.


Birincil HIV infeksiyonu (akut infeksiyon): Virus, vücuda girdikten 2-4 hafta sonra, ateş,

boğaz ağrısı, baş ağrısı, lenf düğümlerinde büyüme, döküntü, bulantı, kusma, ishal, kas ve

eklem ağrısı gibi grip benzeri yakınmalar oluşturabileceği gibi, hastaların bir bölümünde bu

dönem, hiçbir belirti olmadan da geçirilebilir. Birkaç hafta sürebilen bu dönemde standard

tarama testleriyle tanı koymak mümkün olmayabilir. Hastanın en bulaştırıcı olduğu dönem,

akut infeksiyon dönemidir.


Sessiz (belirtisiz) dönem: Akut infeksiyon dönemi geçtikten sonra, virus vücutta hiçbir

yakınmaya neden olmadan ortalama 8-10 yıl kadar taşınabilir. Lenf düğümlerinde büyümeler

bu evrede fark edilebilir. Bu süre içinde kişinin bulaştırıcılığı sürer. Belirtisiz dönem birkaç

yıl kadar kısa veya 10 yıldan çok daha uzun sürebilir.


İleri dönem (AIDS): HIV infeksiyonunun en ileri evresine AIDS denilmektedir. Virus,

vücudun bağışıklık sistemini giderek daha fazla zayıflattığından, bu döneme kadar hiçbir

tedavi görmemiş hastalar, bu dönemde infeksiyonlara ve kanserlere karşı tüm dirençlerini

yitirirler. HIV’in hem kendisi hem de zemin hazırladığı fırsatçı infeksiyonlar ve kanserler

birçok organı birden etkilemektedir.


Klinik Bulgular

1. Deri bulguları

Deri hastalıkları HIV infeksiyonunda sık karşılaşılmaktadır. AIDS tablosu geliştiğinde ise

deride fırsatçı infeksiyonlar ve Kaposi sarkomu görülebilir. İlaçlara veya güneşe duyarlılık

gibi aşırı duyarlılık reaksiyonları gelişebilir.

2. Ağız içi bulguları

HIV infeksiyonunun seyri sırasında ağız içinde pek çok lezyon ortaya çıkabilir. En sık

karşılaşılan pamukçuk diye de bilinen mantar infeksiyonudur. Yutma güçlüğü ve tat alma

duyusunda bozukluğa neden olur. Ağız içinde dişeti iltihapları, yineleyen yaralar ve kanser

lezyonları ortaya çıkabilir.

3. Gastrointestinal sistem tutulumu

A) Yemek borusu hastalıkları: AIDS hastalarındaki en sık yakınma yutma güçlüğüdür.

Bunun en sık nedeni, yemek borusunun mantar infeksiyonudur. Daha az olarak viruslar da

bu klinik tabloya neden olabilir.

B) Mide ve barsak bozuklukları: Bulantı, kusma ve karın ağrısı en sık karşılaşılan

yakınmalardır. İshal, AIDS hastalarının yarısından fazlasında, hastalığın seyri sırasında

herhangi bir zamanda ortaya çıkabilmektedir

C) Karaciğer tutulumu: Ortak bulaşma yolları nedeniyle bu hastalarda hepatit

viruslarıyla infeksiyon oranları HIV-negatif kişilere göre daha yüksektir. Bağışıklık

sistemindeki yetersizlik nedeniyle de bu virusların yol açtığı kronik karaciğer hastalığı,

siroz ve karaciğer kanserleri de daha fazla görülür. Karaciğeri, bazı fırsatçı infeksiyon

veya kanserler de tutabilmektedir.

4. Solunum sistemi hastalıkları

HIV infeksiyonun seyri sırasında, bakteriler, Pneumocystis jirovecii (PCP etkeni) ve

Mycobacterium tuberculosis (verem etkeni) gibi fırsatçı mikroplarla gelişen zatürre sık

görülür. Kaposi sarkomu gibi bazı kanserler akciğerleri de tutabilir.

5. Kalp tutulumu

HIV infeksiyonun seyri sırasında en sık karşılaşılan kalp sorunları kalp zarlarında görülen

iltihabi değişikliklerdir. Hipertansiyon, koroner damar hastalıkları ve kalp yetmezliğine

neden olan kalp kası hastalıkları da bu hasta grubunda daha fazla görülür.

6. Kan ve kemik iliği hastalıkları

Anemi (kansızlık), AIDS hastalarındaki en sık kan hastalığıdır. Hastalığın kendine bağlı

olarak görülebileceği gibi mide ve barsak sisteminden kan kaybı nedeniyle de

görülebilir. Hastalığın ilerlemesiyle akyuvarlar ve kan pulcuklarında da azalma görülür.

7. Sinir sistemi hastalıkları

HIV, sinir sisteminde değişik klinik tablolara neden olabilen bir virustur. AIDS döneminde

beyinde hastalığa neden olabilecek çok çeşitli mikroplar vardır ve bunlar farklı bulgu ve

yakınmalara neden olabilirler. Örneğin sitomegalovirus, gözün retina tabakasında da

infeksiyona neden olabilmektedir. İleri evrede HIV’in doğrudan doğruya kendisi de

düşünme, hareket ve davranışa ilişkin bozukluklarla seyreden bir bunama tablosuna yol

açabilir. Sinirlerde duyu bozukluklarına bağlı olarak bacaklarda yanma ve ağrı gibi

yakınmalar ortaya çıkar.

8. Böbrek hastalıkları

Böbrek hasarı, HIV infeksiyonunun en sık görülen olumsuz sonuçlarından biridir. Bu

hasar, doğrudan HIV’in kendisinin etkisi, yaşlanma, diyabet, hipertansiyon ve HIV

tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri gibi çeşitli nedenlerle oluşmaktadır.

9. Metabolik hastalıklar

Hem HIV’in kendisi hem de tedavisinde kullanılan bazı ilaçların yan etkileri nedeniyle bu

hastalarda kemik erimesi, kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, kan lipid (yağ)

düzeylerinde yükselme, vücut yağ dağılımında değişme, insülin direnci ve diyabet daha

fazla görülmektedir.

10.Kas ve iskelet sistemi

HIV/AIDS hastalarında eklem ağrıları görülebilir. Kas tutulumuyla seyreden çeşitli

hastalıklar ortaya çıkabilir.




AIDS TEDAVİSİ VARMIDIR?

* Tedavide kullanılan ilk ilaç olan zidovudin 1987 yılında onay alarak klinik kullanıma

girmiştir. Hastalığın belirlenmesinden ilk ilaç kullanımına kadar geçen sürede Dünya Sağlık

Örgütü’ne üçte ikisi ABD’den olmak üzere bildirilen toplam hasta sayısı 71 bin

dolaylarındaydı. Yaklaşık olarak 5-10 milyon kişiye HIV infeksiyonunun bulaştığı tahmin

edilmekteydi.

* HIV infeksiyonunun tedavisi, 1995 yılında proteaz inhibitörleri (PI) olarak bilinen ilaçların

klinik kullanıma girmesiyle yeni bir boyut kazanmıştır. Bu tarihten sonra HIV tedavisinde

yüksek etkili antiretroviral tedavi (kısaca HAART) olarak adlandırılan tedaviyle HIV

infeksiyonunun tedavisinde önemli başarılar elde edilmeye başlanmıştır. HIV/AIDS

tedavisinin temel amacı, vücuttaki virusun çoğalmasını engelleyerek bağışıklık sisteminin

işlevinde oldukça büyük bir öneme sahip olan CD4 hücre sayısının azalmasının önüne

geçmektir. Bu tedavi rejimi HIV’e etkili olan en az üç değişik ilacı kapsamaktadır.

* Günümüzde kullanılan ilaç grupları nükleozid/nükleotid analoğu revers transkriptaz enzim

inhibitörleri (NRTI), non-nükleozid/nükleotid analoğu revers transkriptaz enzim inhibitörleri

(NNRTI), PI, integraz inhibitörleri (INSTI) ve giriş inhibitörleri (EI) olmak üzere 5 ana

gruptur. Tedavi rejimi, omurga tedavisi olarak bilinen NRTI ilaç grubundan 2 ilaçla diğer

grupların herhangi birisinden bir ilacın kombinasyonundan oluşur. Bu ilaçların tamamına

yakını tablet şeklinde olup ağız yoluyla alınmaktadır. Günümüzde 2 NRTI ilaç tek bir tablette

birleştirilerek verilebilmektedir. Bu omurga tedavisinin yanına diğer ilaç gruplarından

(NNRTI, PI veya INSTI) bir ilaç daha eklenir ve hasta en az üç farklı ilaç alır. Son yıllarda

bu üç ilacın tek tablette birleştirildiği tedavi rejimleri de geliştirilmiştir.

* Tedavide kullanılacak ilaç seçimini belirleyen en önemli faktör, virusun ilaçlara karşı direnç

durumudur. Bunun yanı sıra hastaların eşlik eden hastalıkları (örneğin kalp ve damar, böbrek,

sinir sistemi hastalıkları ve diyabet gibi), çalışma koşulları, ilaç kullanım alışkanlıkları gibi

faktörler de göz önünde tutularak ilaç seçimi yapılır. Uygun tedavi rejimi seçildikten sonra

tedavi başarısını etkileyen en önemli öğe, hastaların tedaviye uyumudur. HIV/AIDS

tedavisinde ilaçların uygun zamanda ve uygun koşullarda alınması çok önemlidir. Daha önce

belirlenen tedavi saatlerine çok sıkı bir şekilde uyulması gerekmektedir. Bu gelişmelere karşın

tedavi almayan önemli sayıda hastanın olması, hastalığın toplum içersinde yayılmasına katkı

sağlamaktadır.

* Sonuç olarak, HIV/AIDS, günümüzdeki tedavi rejimleriyle ilaçlarını düzenli olarak kullanan

hastalarda büyük ölçüde kontrol altına alınabilmektedir. Tedavi hiç kesilmeden ömür boyu

sürmektedir. Tedavi sırasında gelişebilecek yan etkiler ve tedavi başarısızlıkları düzenli

kontroller sırasında fark edilerek gerekli müdahalelerle düzeltilebilmektedir. Düzenli ilaç

kullanan hastaların ortalama yaşam süresi beklentisi, sağlıklı bireylerin yaşam süresi

beklentisine yaklaşmıştır. Bu nedenle HIV/AIDS hastalarının tedavine mümkün olduğunca

erken başlanması gerekmektedir.




 

* KAYNAKÇA*

KAYNAKLAR

1. AIDS'e Kulak Verin [İnternet]. İstanbul: UNICEF Türkiye [erişim 19 Ekim 2016]. http://


2. HIV/AIDS. HIV Basics: Prevention [İnternet]. Atlanta, GA: Centers for Disease Control

and Prevention [erişim 19 Ekim 2016]. http://www.cdc.gov/hiv/basics/prevention.html.


3. Centers for Disease Control and Prevention. Community-level prevention of human

immunodeficiency virus infection among high-risk populations: The AIDS Community

Demonstration Projects. MMWR Morb Mortal Wkly Rep. 1996; 45(RR-6)


4.100 Questions and Answers About HIV/AIDS [İnternet]. Albany, NY: New York State

Department of Health [erişim 19 Ekim 2016]. www.health.ny.gov/publications/0213.pdf.


5. Sterling TR, Chaisson RE. General clinical manifestations of human immunodeficiency

virus infection (including acute retroviral syndrome and oral, cutaneous, renal, ocular,

metabolic, and cardiac diseases). In: Bennett JE, Dolin R, Blaser MJ, eds. Mandell, Douglas,

and Bennett’s Principles and Practice of Infectious Diseases.8th ed. Philadelphia, PA:

Elsevier Saunders, 2015: 1541-66.


6. Nair D, Rodger AF. Metabolic complications. In: Rodger AJ, Mahungu TW, Johnson MA,

eds. An Atlas of Investigation and Management HIV/AIDS. Oxford, UK: Clinical Publishing,

2011: 98-104.


7. Hirschel B. Primary HIV infection. In: Cohen J, Powderly WG, Opal SM, eds. Infectious

Diseases. 3rd ed. Philadelphia, PA: Mosby Elsevier, 2010: 954-7.


8. Powderly WG. Opportunistic infections. In: Cohen J, Powderly WG, Opal SM, eds.

Infectious Diseases. 3rd ed. Philadelphia, PA: Mosby Elsevier, 2010: 954-74.


9. Panel on Antiretroviral Guidelines for Adults and Adolescents. Guidelines for the use of

antiretroviral agents in HIV-1-infected adults and adolescents [İnternet]. Washington, DC:

Department of Health and Human Services [erişim 19 Ekim 2016]. http://aidsinfo.nih.gov/

guidelines.


10. Masur H. Management of opportunistic infections associated with humanodeficiency

virus infection. In: Bennett JE, Dolin R, Blaser MJ, eds. Mandell, Douglas, and Bennett’s

Principles and Practice of Infectious Diseases. 8th ed. Philadelphia, PA: Elsevier, 2015:

1652-65.

45 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page